Sinema Atölyeleri

atolye@nhkm.org.tr 0216 414 22 39
 

Hadi Bir Film Yapalım!

Hayatınızı değiştirecek bir deneyim sizi bekliyor. Cesaret ve aşkla büyüyen, gelişen bir deneyim. “Hadi Bir Film Yapalım!” atölyemizin adı bu. Beğendiniz mi? Bence yapacağımız çalışmaya tam uyuyor. Bu atölyede tembelliğe, “ben yapamam” sözlerine yer yok. Herkes film yapabilir yeter ki, bir meselesi olsun, anlatmak istediği bir anısı olsun, birilerine bir mesaj yollamak istesin! O zaman kimse sizin önünüzde duramaz.

Ben kimim; adım Işıl Özgentürk, dostlarım bana  “Atölye Piri” derler, bu da benim çok hoşuma gider. Çünkü atölye çalışması benim için her an yepyeni hikayeler dinlemenin, şaşırmanın, birlikte iş yapmanın, eğlenmenin zamanıdır. En yürek acıtan hikayeler bile, bir zaman sonra “ben insanım hiçbir şey bana yabancı değildir” sözünü söylemesine yardımcı olur. Ve bu sözleri hep birlikte atölyemizin kapısına yazarız.

Bunları söylerken, 10 yıl boyunca Kadıköy Belediye’sinde yaptığımız atölye çalışmaları aklıma geliyor. Bu on yıl içinde atölyemizden 120 kişi geçti, kimi sinema alanına yöneldi kimileri dizi senaryosu yazmaya daldı, kimileri de kısa film yapaya devam ediyor. Atölye arkadaşlarımla yaşadığımız güzel anları unutamam. Karadeniz’de kendini Fidel Castro olarak tanıtan Beylikdüzü Köy Enstitüsü mezunu Musa Hoca’nın belgeselini çekerken çevremizdekilerin attıkları silah seslerini, 10 kısa filmden oluşan İLK TOKAT projemizin Altın Koza Uluslararası Film Festivali’ndeki ilk gösterimini de, gene on kısa filmden oluşan “Savaş Bir Film Değildir” projesi için sabahlara kadar montaj yaptığımızı da unutamam. Bir sözümüz vardı “Yorulan uyusun kalan sağlar bizimdir!”

Ve Dürbünümde İstanbul, adından da anlaşıldığı gibi İstanbul’u anlatan 10 kısa film. Amatörlük bitmiş, sinemacı olmuşuz. Bu arada ben hem Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Festivali ve Altın Koza Uluslararası Film Festivali’nin atölyelerini de yönetiyorum.

Şimdi bunları neden anlattım; kendimi size tanıtmak için olduğu kadar, bir atölyenin neler başaracağını da bilmenizi istedim. Dedim ya bu cesaret ve aşkla gelişen bir deneyimdir. Sizlere senaryo yazmanın ipuçlarını, gerçekçi diyaloglar yazmak için hangi yazarlara başvuracağınızı, sizi etkileyen bir hikayenin nasıl filme dönüşebileceğini göstereceğim. Ne demiştik “ben yapamam” sözünü unutun, sadece bir metod defterine, bir kurşun kaleme, bir silgiye ve kalemtraşa ihtiyacınız var. Bir de anılarınıza, okuduğunuz hikayelere ve siz olmaya.

Atölyenin sonunda göreceksiniz, biriniz yönetmen olmuş film yönetiyor, biriniz senarist olmuş diyalogları tartışıyorsunuz, biriniz dekor yapmaya başlamış, birinizin de elinde bir kamera, belli olmaz oyunculuğa da başlayabilirsiniz.

Atölye Yöneticisi: Işıl Özgentürk

Atölye Başlangıç Tarihi: 9 Şubat 2020

Atölye Günleri: Pazar 13.00-15.00 arası

Atölye Süresi: 5 ay

 


Sinematorafik Düşünce – Yaşamsal Gerçeklikten Sanatsal Gerçekliğe, Film Düşüncesinden Film Biçimine

20. Yüzyıl’da sinema heyecan verici bir sanattı: Pek çok ülkenin sineması, önemli yönetmenlere ve ekollere sahipti; üretilen değerli filmler canlı ve nitelikli tartışmalar eşliğinde ele alınabiliyor, birlikte önemli bir sanatsal olaya şahit olmanın coşkusu izleyicisini harekete geçiriyor, düşünmeye sevk ediyor, canlandırıyordu.

Şimdi AVM salonlarında ya da internet üzerinden hızla ve oburca tüketilen “şeyler”, sinemanın açtığı kapıdan girip sahneyi basmış görünüyor: bir sabah bunaltıcı düşlerden uyandığımızda sinemayı dev bir böceğe dönüşmüş olarak bulsaydık keşke; daha fenası oldu, sinema zombileşti. Ferahlatan ve can veren bir yağmur değil de, yıkıma uğratılan kültürel dünyada her şeyi değersizleştirip önüne katan, entelektüel ve duygusal anlamda can alan bir azgın sel ile karşı karşıyayız.

Sinematografik Düşünce Atölyesi, sinemanın bir sanat olarak potansiyel gücünü ve değerini yitirmediğini ama yitirilen başka şeyler olduğunu iddia ediyor. Geçen yüzyılda üretilmiş ve sahipsiz kalmış edebî ve sinemasal bir mirasın izinden nostaljiye kapılmaksızın giderek, bugüne ve yarına sıçrayacak, daha ileri, heyecan verici bir sinemasal yaklaşımın yolunu açmaya çağırıyor: Bir film fikri nasıl geliştirilir? Bu fikir bir biçime nasıl kavuşturulur? Sinema alanında üreten veya üretmeyi hedefleyen yönetmen, senarist ve adaylarını, izledikleri üzerine kafa yormak isteyen sinemaseverleri, zengin bir düşünme ve sorgulama sürecine davet ediyor.

Sekiz hafta sürecek atölyede Nâzım Hikmet’in “Memleketimden İnsan Manzaraları” adlı eseri omurgada olacak. “Manzaralar”da Nâzım Hikmet’in geliştirmiş olduğu yaklaşım ve yöntemin, içerik ve biçim zenginliğinin, sinematografik düşünce açısından nasıl güncel bir önem ve değer taşıdığı irdelenecek. Bu çerçevedeki sunumların yanı sıra, oturumlarda izlenecek filmlerin değerlendirmeleriyle birlikte, dramaturjiden senaryoya ve görsel betimlemeye kadar, sinemaya sanat değerini, derinliğini, gücünü veren unsurlar tarif edilerek, katılımcılarla etüdler de yapılarak, söz konusu yaklaşımın güncel karşılıkları araştırılacak.

Katılımcılardan, Nâzım Hikmet’in “Memleketimden İnsan Manzaraları” eserini, “Kemal Tahir’e Mapusaneden Mektuplar” kitabını, Korkut Boratav’ın “Türkiye İktisat Tarihi, 1908-2015” çalışmasını edinmelerini ve önceliği “Manzaralar”a vererek, şimdiden okumaya başlamalarını rica ediyoruz.

 

Atölye Yürütücüsü: Çağrı Kınıkoğlu

Atölye Başlangıç Tarihi: 27 Ekim 2019

Atölye Günleri: Pazar 13.00-18.00 arası

Atölye Süresi: 8 Hafta

 

 


SİNEMA ATÖLYELERİ BİLGİLENDİRME FORMU

  • Date Format: DD slash MM slash YYYY

Bir Öneri

Sosyal Bilimler Atölyeleri

atolye@nhkm.org.tr 0216 414 22 39 Kapital’i Okuma Atölyesi Atölye, katılımcıların, Karl Marx’ın temel eseri olan …

X
X